Angara’da Anayasso
Altmışlı yılların ünlü ÅŸiirlerinden biriydi bu, moruklar hatırlayacaklardır: Åžair, bir köylünün aÄŸzından, ülkedeki sorunları Ankara’da oturan bir yönetici sandığı Anayasa’ya ÅŸikâyet ediyordu… Kötüydü ama ÅŸekerdi.
Geçen yılın gündemindeydi, yeni bir anayasa… Yeniden gündeme gelmesi de yakındır.
Aydın DoÄŸan’ın adamları ve onların kuyrukları tarafından “vahÅŸice” karşı çıkıldığı için rafa kaldırılmıştı… İktidar, bu baskı havasına boyun eÄŸmekle en büyük yanlışlarından birine imza atmış, hele hele ÅŸu “türban meselesini” yeni bir anayasa içinde deÄŸerlendirmek yerine temel hak ve özgürlükler kapsamından sıyırıp tek başına “keyfe keder” dayatınca, bu karışık ortamın yaratılmasına da farkında olmadan çanak tutmuÅŸtu.
Elbette aklını da başına toplayacaktır.
O sıralar, yeni ve özgürlükçü bir anayasa istemeyen ve darbecilerin 12 Eylül Anayasası’na sahip çıkmak durumuna düşen ve de utanmadan solcu geçinen birtakım zavallılar, yürürlükteki anayasanın halk tarafından onaylanmış olduÄŸunu söylüyorlardı…
Biz de, “1961 Anayasası da tıpkı 1982 Anayasası gibi halk tarafından onaylanmıştı” diyorduk.
Evet, yapılsaydı, “2008 Anayasası” da halkın oyunu alacaktı, asıl korkuları buydu!
Çünkü halk, uygun ortam yaratılırsa, otu da onaylar atı da.
“Aleyhte” propagandayı, hatta en masum eleÅŸtirel yorumu bile yasaklar, oy pusulalarının rengiyle oynayıp birtakım bilinçaltı ÅŸartlanmaları da yaratırsan, istediÄŸin sandık sonucunu elde etmen kolaydır… Üstelik zarfları da ince tutar, pusulanın renginin kolaylıkla görülebilmesini saÄŸlar, yani “gizli oy” ilkesini çaktırmadan çiÄŸnersen, elbette kazanırsın.
Kenan PaÅŸa’nız öyle yapmıştı.
Oysa bu hükümet bunu yapmayacaktı, tartışma da serbest olacaktı, gene de korktular.
Yapmayacaktı, çünkü böyle yollara “tevessül” etmesine gerek yoktu, çünkü halk, cumhurbaÅŸkanını kendisi seçmek istediÄŸini yüzde 70 oranında göstererek rengini belli etmiÅŸti… “Karşı tarafın” ödü patladı!
Kimileri “anayasalar halk tarafından ortaklaÅŸa yapılır, öyle profesöre mrofesöre yazdırılmaz” diyecek kadar saçmaladılar. (Gençler bilmeyebilirler ama saçı sakalı aÄŸarmış birtakım kartoloÅŸlar Orhan Aldıkaçtı diye birisini hatırlıyorlar mıydı?)
Kimileri de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni uygun görmeyip (orada azınlıkta olduklarından tabii), yeni bir “Kurucu Meclis” istediler, bari o yapsındı…
Durduk yerde böyle bir meclis toplamaya kalkan, kendini “ağırlaÅŸtırılmış müebbet hapis” cezasına da hazırlar!
Aslında domuz gibi bildikleri ama kabul etmek istemedikleri gerçek ÅŸuydu: Anayasalar öyle “konsensüsle monsensüsle” yapılmazlar, o dönemde toplumda kimin borusu ötüyorsa yeni bir anayasayı da o hazırlar ve çatır çatır da kabul ettirir, ister demokratik, ister antidemokratik yollardan!… 1961 Anayasası hazırlanırken “eski Demokratlar’a” mı sorulmuÅŸtu? (ÇoÄŸu kodesteydi, bazıları öldürülmüştü…) 1982 Anayasası’nda “solcuların” fikri mi alınmıştı?… 1924 Anayasası’nda “padiÅŸahçılara” mı danışıldı, “dincilere” mi?…
İşlerine gelmedi.
Sabretsinler. Özledikleri “kaos” ortamı doÄŸar, daha doÄŸrusu varolan kargaÅŸa iyice yoÄŸunlaşırsa, belki kafalarına göre bir “ara yönetim” gelir, kafalarına göre bir anayasa yapar, onlar da yaltaklanırlar. Hazırdırlar.
 ENGİN ARDIÇ
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın