Son yapılan araÅŸtırmalar ihanetin sebebini genlere baÄŸlıyor. Peki, kimler aldatıyor? Nasıl ve neden? İşte baÅŸtan sona aldatmanın Dna’sı…
ALDATMAK GENETİK Mİ?
İliÅŸki yaÅŸarken baÅŸka birinin cazibesin kapılmak ya da yeni heyecanların peÅŸinde koÅŸmak artık demode bahaneler! İhanet suçunu genlerimizin iÅŸleyebileceÄŸini hiç düşündünüz mü? AraÅŸtırmalar kadın ve erkekte aldatma geni olduÄŸunu öne sürüyor…
Her ne kadar geçmişe oranla sayıları azalsa da neden bazı çiftler uzun yıllar boyunca sadakat kavramına sadık kalırken; bazıları ilişkilerini aldatmanın karanlık çıkmazında sonlandırıyor?
Sadakat ve ihanet son zamanların en çok çatışan iki kavramı… Bu amansız çatışma sonucunda sadakatin yerini ihanete bırakmaya baÅŸladığı günümüz iliÅŸkilerinde, en çok tartışılan gündem konusu hiç şüphesiz aldatmak ya da aldatılmak!
İLİŞKİLERDE SON TREND: İHANET!
ÇoÄŸunlukla erkeklere mal edilen ihanet; aslında kadınların da karşı koyamadığı bir iliÅŸki çıkmazı! Yakın zamanda İngiltere’de iki bin on dört kadın ve erkek üzerinde yapılan bir araÅŸtırmanın sonuçları bunu kanıtlamaya yetiyor.
AraÅŸtırmaya göre kadınların yüzde 26’sı; erkeklerin ise yüzde 31′i partnerlerini aldatıyor. Artık kadınlar da bu konuda erkeklerden geri kalmıyor. Modern iliÅŸkilerde en son trend ihanet…
Amerikan Psikiyatri Enstitüsü Anketi’nin sonuçları da aldatmanın ne kadar yaygınlaÅŸtığının göstermesi açısından ÅŸok edici! BeÅŸ bin erkek ile yapılan ankette; son bir yıl içerisinde bu erkeklerin üçte ikisinden fazlasının partnerlerini aldattığı ortaya çıkıyor.
Bu konuda yapılan araÅŸtırmaları bazı uzmanlar ise şöyle yorumluyor; “Erkekler çoÄŸu zaman verdikleri cevaplar ve rakamları abartırken; kadınlar ise gerçekleri saklamayı tercih ediyor. O halde bundan, ihanet eden kadınların sayısının neredeyse erkeklere yaklaÅŸtığı sonucu çıkıyor…”
Araştırmalar bir yana; psikologlar, sosyologlar ve ilişki uzmanları aldatmanın sebeplerine her geçen gün daha farklı yorumlar getiriyor ve nedenleri üzerine tartışıyorlar.
Sosyologlara göre içinde yer aldığımız tüketim toplumunda artık ikili ilişkiler de tüketim kurbanı! Birden fazla kişiyle birlikte olmak; yeni heyecanlar peşinde koşmak adına gün geçtikçe daha az kişi karşısındakine sadık kalmayı başarıyor. Tüketim toplumundaki açgözlülük bilinci; ilişkilere de sıçramış durumda.
Psikologlar ise bu durumu bir türlü doyurulamayan, duygusal tatminsizlikle açıklıyor ve zaman zaman temelinde kişilerin kendilerine olan güvensizliklerini yeni ilişkilerle bastırma çabasının yattığını söylüyorlar.
ALDATMA GENİ İDDİASI…
Sadakatsizlik ile ilgili son zamanların en çok yankı uyandıran tezi ise aldatmanın genetik olduğu! Bazı bilim adamlarının sadakatsizliğin erkeklerin evriminden gelen bir genle bağlantılı olduğunu ve bu genin soylarını devam ettirmek için onları çok eşliliğe yönelttiğini öne sürmeleri uzun yıllardır tartışılan bir iddia. Ancak bu sefer öne sürülen şey, aldatmanın hem erkek ve hem de kadında bulunan bir gen ile bire bir bağlantılı olması!
İsveçli bir grup bilim adamı sosyal hayattaki davranışlarda belirleyici olan vasopressin hormonu üzerinde etki olan bir genin; erkekleri aldatma, partnerleri ile zayıf ilişki kurma ve evlenmemeye yönelttiğini öne sürüyor.
Stokholm’deki Karolinska Enstitüsü tarafından yürütülen araÅŸtırmada, en az beÅŸ yıldır birlikte olan çiftlere iliÅŸkilerinin gücünü tespit etmek amacıyla son bir yılda ayrılıp ayrılmadıkları ya da herhangi bir evlilik krizi atlatıp atlatmadıklarına dair testler yapıldı. AraÅŸtırmanın sonuçlarına göre AVPRİA 334 isimli bu genden iki tane sahip olan erkeklerin diÄŸerlerine oranla evliliklerinde çok daha fazla kriz yaÅŸadığı ve partnerlerine baÄŸlılık konusunda zayıf oldukları ortaya çıktı.
Kadınların sadakatsizliÄŸi üzerine yapılan genetik araÅŸtırmalar da en az erkeklerinki kadar ÅŸaşırtıcı! İngiltere’deki Londra St. Thomas Hospital İkiz AraÅŸtırmaları Bölümünden Prof. Tim Spector ve ekibi; 1600 tek ve çift yumurta ikizi üzerinde yaptıktan araÅŸtırmayla, kadınların sadakat ve genetik yapıları arasında doÄŸrudan bir baÄŸlantı olduÄŸunu iddia etti.
19 ve 38 yaÅŸları arasındaki ikizler üzerinde yapılan bu araÅŸtırmada; DNA’sı tamamen aynı olan tek yumurta ikizlerinden birisi eÅŸini aldatmışsa diÄŸerinin eÅŸini aldatmasının; DNA’sı yüzde 50 aynı olan çift yumurta ikizlerine oranla iki kat daha fazla olduÄŸu ortaya çıktı. YetiÅŸtirilme tarzı ve çevresel faktörlerin de sadakat ve partner sayısı üzerinde etkili olduÄŸuna kabul eden Prof. Spector’ın; “GenetiÄŸin, kadınların sadakati ve partner sayısında yüzde 40 oranında belirleyici olduÄŸunu tespit ettik. 3,7 ve 20 numaralı genlerin sadakatle baÄŸlantısı olduÄŸunu tahmin ediyoruz” açıklaması tartışmalara sebep olurken; iliÅŸkilerin fizyolojik ve genetik sebeplerle de ÅŸekillenebileceÄŸim akıllara getirdi.
ANNE VE BABA ÖRNEK ALINIYOR
Psikologlar ise aldatma dürtüsünün genetik olduğunu ya da aileden kalıtımsal olarak geldiğini yüzde yüz kabul etmek yerine bunu, çocukluktan itibaren anne ve babadan görülerek öğrenilen bir davranış biçimi olarak açıklıyorlar.
Çocuklar, anne ve babayı rol modeli olarak benimsedikleri için onların davranış ÅŸekillerini ve deÄŸer yargılarını örnek alarak yetiÅŸiyorlar. Aldatmak ile ilgili çalışmalarıyla tanınan ünlü psikolog Dr. Susan Marchant Haycox; “EÄŸer bir çocuk ebeveynlerinden birisinin diÄŸerini aldattığını bilerek yetiÅŸirse, bir süre sonra sadakatsizliÄŸi kabul edilebilir bir ÅŸey olarak algılamaya baÅŸlar. İlerleyen yıllarda bir yetiÅŸkin olduÄŸu zaman da partnerini aldatmak, onun için sıradan ve olaÄŸan bir davranış gibi görünebilir.”
KİŞİSEL BİR SEÇİM
Aldatmanın sebepleri arasında genetik, sosyolojik ya da ailesel faktörlerden bahsedilse de aslında bu davranış şekli ile ilgili en doğru açıklama, kişinin kendi değer yargılarından ve ikili ilişkilerle ilgili beklentilerinden geçiyor.
Ünlüler dünyasında da kiÅŸisel tercihini sadakatsizlikten yana kullanan birçok yıldız var. Sevgilisi Elizabeth Hurley’i bir hayat kadınıyla aldatan Hugh Grant, düzenli iliÅŸkilerinin adamı olmadığını dile getiren yakışıklı aktör Gerard Butler ve her zaman baÅŸka kadınlarla paparazzilere yakalanan beyazperdenin asi yıldızı Colin Farrell tek eÅŸliliÄŸi reddeden ünlülerin başında yer alıyor. Sienna Miller’ı çocuklarının dadısıyla aldatan Jude Law ve tam bir kadın avcısı olan John Mayer de sadakatsizler listesinin başını çekiyor. Ünlü kadınlar da ihanet söz konusu olduÄŸunda erkeklerden geri kalmıyor! Lindsay Lohan, Kate Hudson ve Drew Barrymore; bir iliÅŸkiyi bitirmeden yeni heyecanların peÅŸinden koÅŸarak; flört etmeyi çok seviyorlar!
Psikolog Dr. Shirley Glass, “Bir birliktelik yaÅŸasak da baÅŸka birisinden etkilenebiliriz, iliÅŸkimizde mutlu olsak bile bu bir ÅŸeyi deÄŸiÅŸtirmez. SadakatsizliÄŸe yönelmemizi ya da buna izin vermeyip partnerimize sadık kalmamıza sebep olan faktörler, bizim karakterimizle ve deÄŸer yargılarımızla ilgilidir” diyor.
Bu noktada partnerine bağlılığın yani tek eşliliğin, kişinin değer yargılan arasında ne kadar güçlü olup olmadığı etkili oluyor. Sadık olmayı başaramayan kişiler, çoğu zaman olayları anlamak istedikleri gibi yorumlamayı tercih ediyorlar. Sevgilim öğrenmediği sürece başka birisiyle flört etmemin ya da öpüşmemin ne sakıncası olabilir düşüncesiyle bir anda kendilerini süregelen bir ihanetin içerisinde buluveriyorlar. Bu tür ilişkilerde kişiler, partnerlerini olduğu kadar kendilerini de kandırıyorlar.
Aynı zamanda narsist, egosu şişkin ve yeni kişiler tarafından sürekli beğenilme ihtiyacı içerisinde olanlar da aldatmaya meyilli oluyorlar. Dolayısıyla genetik faktörler bir yana; sadakat ve ihanetin yol ayrımında, kişinin hangi yöne gitmeyi tercih edeceğini belirleyen yine kendi bakış açısı, etik kuralları ve kişilik özellikleri oluyor.
ALDATMA ANKETİ:
İngiltere’de yapılan bir araÅŸtırma sonuçları, erkek ve kadınların aldatma sebepleri farklı olduÄŸunu ortaya koyuyor. AraÅŸtırmanın anketinde kadınların yüzde 50’si ‘âşık oldukları için’, erkeklerin yüzde 44′ü ise ‘karşı cinsin cazibesine kapıldıkları için’ aldattıklarını itiraf ediyorlar. Kadınların âşık olmaktan baÅŸka diÄŸer aldatma sebebi ise evliliklerinde mutsuz olmaları. Aldatma, sevgililer arasında daha çok yaÅŸanıyor. Evli çiftlerde aldatma oranı yüzde 21. Beraber yaÅŸayan sevgililerde ise yüzde 51.
UZMAN GÖRÜŞÜ
Aile ve Evlilik Terapisti Ebru Tuay Üzümcü, genler ve aldatma iliÅŸkisini anlatıyor: “Kesin bir kanıtı olmamakla birlikte bazı bilim adamları aldatma genini buldukları iddiasındalar. Ancak burada asıl önemli nokta ÅŸu; bir an için bunu doÄŸru farz etsek bile her aldatma genine sahip olan kiÅŸi aldatmıyor! Tıpkı her yeteneÄŸin su yüzüne çıkmaması, her tepkisel davranışın yaÅŸam boyu aynı formda kalmaması gibi…
ÖrneÄŸin eskiden öfkesine hâkim olamayan birisi zaman içinde deÄŸiÅŸebilir, yeni davranışlar öğrenebilir ve yeni bir anlam verme sistemi içinde olayları deÄŸerlendirerek; eskiden kavga ettiÄŸi durumlara artık gülüp geçebilir. İnsan beyni, aktif ve dinamik bir organ… İnsan zekâsı da buna baÄŸlı olarak sürekli geliÅŸebiliyor. O nedenle aldatmak bir seçimdir. Bu gene sahip olmadığı halde aldatan ya da bu gene sahip olduÄŸu halde aldatmayan insanların varlığını göz anlı etmemeliyiz.
O halde; ‘Aldatmak genetiktir’ demek, olayı dar bir açıdan görmek anlamına gelir ve gerçekleri tam anlamıyla ifade etmez. Genleri bir makas gibi düşünün… Usta bir terzinin elinde harika bir model yaratmaya yarayabilir, bir katilin elinde ise insan öldürmeye sebep olabilir. Genetik olarak belli yatkınlıklarımız olabilir ama anlam verme sistemi, karar alma söz konusu olduÄŸunda genetikten daha baskın rol oynar. Anlam verme sistemi de bireyin diÄŸer insanlarla etkileÅŸimi ile oluÅŸur. Aldatma geni var mı yok mu diye bakmak yerine, yaÅŸadığımız toplumda aldatmayla ilgili bakış açısı nedir diye sormak daha yol gösterici olacaktır. Aldatma ile beraber sözü edilen deÄŸerler nedir? ErkekliÄŸin ispatı aldatmaktan mı geçer? Fırsatı varken aldatmayan kiÅŸi çevresinden takdir nü görür, alay konusu mu olur? Genler deÄŸil; bu tür soruların cevapları bize aradığımızı verecektir.”
alıntıdır